YAZMIŞ BULUNDUM

blog'a geri dön

72 yorum var - 27 Haziran 2008 18:50

Yan yana yürüyen insanların beden ve hareketlerindeki paralelliğe dikkat ettiniz mi hiç?
Birliktelik benzerlik yaratır, yalnızlık ise özgünlük..
Yalnızlığın kıymetini en az benim kadar iyi bilen ye adanmıştır bu yazı..

Anlaşılmaz bir sancıyla açarsın gözünü güne.. Kıvranırsın olduğun yerde…. Midende değil sinir hücrelerindedir sancı… Tavana bakarsın uzunca bir süre ve tavan yavaşça alçalır üzerine doğru…. Her göz kırpışında biraz daha yakınlaştığını hissedersin ama bir tek bu yakınlaşma korku vermez sana….

Duvarlarda garip şekilli karartılar belirir…Hastasına vereceği sakinleştiricileri belirlemeye çalışan bir psikologun deney hayvanısındır şimdi…. Mürekkep damlaları ve nesli tükenmiş hayvan şekilleriyle kaplı duvarı buruşturup atarsın kağıt misali….
Nerde misin şimdi?
Bulunduğun yer tam olarak yalnızlığın dibi..

Tanrının yarı baygın kobayı, hayatın kara lekesisin…. Zamanın seni çiğneyip tükürmesine izin vermeyecek kadar gururlu oluşundur sebep… Sen bir kara deliksin ve kafandaki kraterin çapı tahmin edemeyeceğin kadar büyük..

Kırmızı düz çizgiler var vücudunu 42 eşit parçaya bölen.. Her parçan ayrı bir saat diliminde yaşar….Ekvator çizgisi göbek deliğinden geçer ya da geçtiği varsayılır….alt bedenle üst bedenin arasında mevsim farklıdır…Üstün son yazı yaşarken altın ilk kışta debelenir…bahar hiç uğramaz bu coğrafyaya…

İtiverirsin uzanan elleri…Yalnızlığını paylaşacaklarmış, güler geçersin…Ne de olsa ve her çağda kutsanmalıdır…

Eflatun bir kara deliksin sen..İlk kışta turkuaz bir ölümle dirilmeli, her sabah yeniden ölmeli sonra her gece yalınlığı kutsamak adına kaldırmalısın uyuşuk bedenini….

Üzerindeki çiziklere aldırma…Hislerin yolunu bulması için kazılmış vadilerdir onlar…

Dedik ya kara bir deliksin sen; çevrendeki hiçbir görüntüyü yutamayacak kadar kendi varlığını yutmakla meşgulsün..

Okumadan bastım puanı. Gözüm Bu kızda karadır çünkü. süper yorumlarımla İkinci kez döneceğime söz veriyorum. af etsin beni:)

Tatar Ramize  27 Haziran 2008 18:51  

adın yeter diyorsun :)

houseofholy  27 Haziran 2008 18:52  

"Üzerindeki çiziklere aldırma…Hislerin yolunu bulması için kazılmış vadilerdir onlar…"
hatun ne ettin:)

minnie mouse  27 Haziran 2008 18:55  

kıskandım o benim ablam :/

Gamorra  27 Haziran 2008 18:58  

birşeyler ettim de iyi etmiş miyim onu sen söyle minnie :)

houseofholy  27 Haziran 2008 19:00  

Daha ne olsun..

minnie mouse  27 Haziran 2008 19:04  

sana da bitmiş bir hikaye sözüm var.. unutmadım minnie :)

houseofholy  27 Haziran 2008 19:06  

gamorra, kıskanma o benim de can arkadaşım :)

houseofholy  27 Haziran 2008 19:06  

Sabrımı tüketmeden gönder:)

minnie mouse  27 Haziran 2008 19:08  

en kısa zamanda sana da gelecek minnie :)

houseofholy  27 Haziran 2008 19:10  

Kendisine ve başkalarına karşı farklı maskeler takan hangisinin gerçek olduğunu şaşırır.

engelskirchen  27 Haziran 2008 19:11  

bu maske işi öldürüyor beni..şaşırdım engels maskeden değil ama..

houseofholy  27 Haziran 2008 19:14  

ben yalnızlızlığı en büyük düşmanım ilan ettim...
ancak,yalnızlığı benimseyenlere de saygı duyuyorum
yalnızlık, büyük güç gerektiriyor çünkü...

depresifik  27 Haziran 2008 19:15  

yalnız olmadan birlikte olunmuyor..

houseofholy  27 Haziran 2008 19:21  

Bence o bir hayal :)

Ercestbeau  27 Haziran 2008 19:28  

yalnızlık özgürlük diyor inanmıyorum bu yazına
bu fikrine
yalnızlık çöküntü veriyor umursamazlık katıyor insana umursamaz olunca özgür oluyorsun sanki
insanın içinde var bir yerlere dayanma güdüsü bir şeyleri paylaşma olgusu.Ama yinede güzel bir yazı tesekkur ederım
benim gibi yalnızlıktan korkan bütün zavallılara armağan edeyim bunu

eksitus  27 Haziran 2008 19:38  

Yalnızlığın gelişi doğum gibidir; iki kişi ister. Gidişi ölüm gibidir; bir kişi yeter...
Yalnızlıktan korkuyor ve kalabalığa mı karışmak istiyorsun? Çık İstiklal caddesine, binlerin içinde kalabalıksın... Kalabalıktan ürküyor ve yalnız mı kalmak istiyorsun? Çık İstiklal caddesine, binlerin içinde yalnızsın...

neyzengibi  27 Haziran 2008 21:03  

herkes tatar ramizem için bir şeyler yapıyor...
ne biliyim blog yazıyor, kutu açıyor,
yangından kaçıyor, doluya düşüyor...
ama benim için bi blog yapan, pardon yazan yok.
çok yalnızım holy hanım çok...

elestirel  27 Haziran 2008 22:25  

bugün herkes ölümcül cümlelerini savuruyor biribiri ardına

GHOSTGIRL  27 Haziran 2008 22:28  

çok ama çok iyi..

sijevis  27 Haziran 2008 23:04  

yalnızlığı kutsayalım.güzel demişsin.

karakediningunlugu  27 Haziran 2008 23:12  

Hastasına vereceği sakinleştiricileri belirlemeye çalışan bir psikologun deney hayvanısındır şimdi….

ve tanrı tüm sakinleştiricilerini yanlızlığa sardı,dilim suskunluğuna sarıldı...

roadholder  27 Haziran 2008 23:28  

holy hanım: yürüyen insanların beden ve hareketlerindeki paralelliğe dikkat ettiniz mi hiç?
selo: bi yürüyemedik holy hanım, nasıl dikkat edeceğiz bre...

elestirel  27 Haziran 2008 23:36  

söz konusu yalnızlık olunca kelimeler ne içten dökülüyor ortaya..

houseofholy  27 Haziran 2008 23:40  

başlık güzel sen biliyo musun evren önceleri kara bi boşluktan ibaretmiş sonra çoğalmasını bilen bi toz çıkmış ortaya sonra biri o toza onun adını vermiş bilmiyodun di mi ah siz blog yazarlar yok musunuz her şeyi bilirsiniz bilge dilinizden dökülmeyen yoktur ama yazmaya gelince bir o kadar cimrisinizdir günümüz bloggerları işte ha

de nouveau  27 Haziran 2008 23:42  

ah biz blog yazarları, biz yok muyuz herşeyi bilir gibi konuşuruz..

houseofholy  27 Haziran 2008 23:50  

selo bey,
bak ben burda yalnızlığa methiyeler diziyorum.. sen önden yürü :)

houseofholy  27 Haziran 2008 23:52  

bile ayrı yazılırken nasıl gelinebilir holy hanım...:/
kader utansın...

elestirel  27 Haziran 2008 23:55  

aslında ben yanyana kelimesini bitişik yazmıştım ama word,
ne yapıyorsun bacım, ayrı yazılır o
deyip ayırıverdi..
demek ki anlamına uygun olsun diye ayırmışlar zamanında.. haklısın selo bey..

houseofholy  28 Haziran 2008 00:01  

yan yana yalnızlıklar holy hanım,
yana yana, yan yana yalnızlıklar...

elestirel  28 Haziran 2008 00:03  

yalnızlık her zaman güzeldir selo bey.. yanında kim olursa olsun yalnız kalabilmek daha da güzeldir.. yalnızlık yanındakine, hayatındakilere bağlı olmamalı.. o sebeple kutsuyoruz onu yatıp kalkıp..

houseofholy  28 Haziran 2008 00:07  

yalnızlık güzel değil holy hanım, yapmayın allasen. yalnızlığı yalnızlık yapma çabaları ile yalnızlığı güzel kılmaya bunca uğraşılır mıydı yoksa.

engelskirchen  28 Haziran 2008 00:15  

herkes yalan söylediğimi sanıyor.. yalnızlık bence kutsaldır dedim ama inanmıyor kimse.. benim yalnızlık algım farklıdır belki.. evde tek başına oturup kendi kendine konuşmaktan bahsetmiyorum ki engels..

houseofholy  28 Haziran 2008 00:17  

yalnızlık dediğin eğer kendi başına kalıp kendine dair düşündüklerini, senden çalan olmadan kendi başına yaşayabilmekse eğer evet, güzel ama zaten böyle bir yalnızlık sorunu var mı ki? yalnızlık meselesi yalnız kalmaktan ötesinin olmadığı bir durumda sorun, tersinde nimet değil mi zati?

engelskirchen  28 Haziran 2008 00:20  

ben yalnızlığı, kimsesizlik veya tek başınalık olarak algılamıyorum. yalnızlık, tüm birlikteliklere ve kalabalıklara rağmen özgür olabilmek gibime geliyor. kızmayın, sadece bana öyle geliyor yani...
bu anlamıyla yalnızlığı kutsamamak, holy hanıma katılmamak mümkün değil...
(not: bu yorumu kaale almayın, siz yan yana olun, aman yalnız kalmayın...)

elestirel  28 Haziran 2008 00:22  

evet bakın anlaşmaya başladık galiba.. hayatında varolan insan sayısıyla ölçersek yalnızlığı tıkanır kalırız.. özgün olan her insanın yalnız olduğu kanaatindeyim.. yoksa aynı dili konuşan çılgın bir kalabalık olurduk..

houseofholy  28 Haziran 2008 00:24  

bu dediğinizi anlıyorum elbet ama bu isteğin içinizde uyanması demek zaten hayatın fevkalade yolunda gidiyor olması demek; yalnızlık güzeldir dediğinde bir yalnızlık yoktur.

engelskirchen  28 Haziran 2008 00:30  

sence hayat fevkalade yolunda gidebilir mi engels, mümkün mü bu.. ama kötü varsayılan kimi duyguların da sanıldığı kadar kötü olmadığını görmek gerek diye düşünüyorum.. yolunda giden durumlar asla yaratma hissi uyandırmaz, mutluluk genelde yazıya dökülmez de hep sıkıntıdır anlatılan.. yaratıcılığı tetikleyen herşey kutsaldır desem..

houseofholy  28 Haziran 2008 00:33  

holy hanım,
yeni mi başladık anlaşmaya?
biz çok ama çok önceki bir zamanda anlaşmazlıkta anlaşarak, şartları olmadığı için ihlal edilmesi de mümkün olmayan, mükemmel bir anlaşma yapmış ve özgün kalmıştık...
sözümü burada bir kere daha yinelemek istiyorum...

elestirel  28 Haziran 2008 00:34  

haklısın selo bey,
şu anki anlaşma yalnızlık tarifi üzerineydi aslında. anlaşmakta anlaştık..

houseofholy  28 Haziran 2008 00:37  

hayat fevkalade yolunda gidebilir.
valla ben emile ajar tarafındayım hikayenin; bokun karşılığında alacaklarımız tolstoy, dostoyevski, sekspir falan ise eğer kalsın.
"yaratıcılığı tetikleyen herşey kutsaldır desem." şu cümlenin bir menzur olarak kabul edildiği bir ütopyayı daha dogrusu disütopyayı merak ediyorum; son derece eğlenceli ve insanlar için son derece acıklı gözükmekte.

engelskirchen  28 Haziran 2008 00:37  

sopranos izliyorum, bir süre yanıt veremeyebilirim. housie, benim yapmayacağım hiçbir şeyi yapma ben yokken. öptüm*

engelskirchen  28 Haziran 2008 00:38  

sıkıntıdan mı yazarsın yoksa yazmaya sebep bir sıkıntı bulmak için uğraşanlardan mısın?
zoraki bir yazış mı seninki engels?

houseofholy  28 Haziran 2008 00:40  

haklısın tanura, çok özeldir kendisi :)

houseofholy  28 Haziran 2008 00:45  

bir otel odası, üç çizgi kokain ve bir kadın olmadığı için; ben bayağı bir adamım:)

engelskirchen  28 Haziran 2008 01:02  

:)))) özel kalmalıydı bazı cümleler engels...üç çizgi kokaini seninle paylaşırım ama odada bir kadın olacağı konusunda söz veremem :)

Gamorra  28 Haziran 2008 01:05  

ben de seni bekliyordum engels,
sopranos esintileriyle yüklü bu yorumu belkiyordum :)

houseofholy  28 Haziran 2008 01:05  

gamorra,
engels yine sopranos izlemeye daldı.. geliyor konuşup konuşup gidiyor..

houseofholy  28 Haziran 2008 01:20  

“Bir yer var biliyorum dese biri
İlk balyozu kendim vuracağım ya bu duvarlara
İlk kanı ben dökeceğim ya
Olmuyor işte”

Kan kana boğulan bir ses dolanmış başına kadının.
Tiksinmiş; olmalardan, olamayışlardan, balıklardan ve kötü babalardan.
Dolanmış bir kere daha saçları ağzından dökülen rüzgara.
Yok saymış olanları , olacakları kuşları ve iyi anneleri.
Kapamış ağzını sonunda dolamış gözlerini
Kör köpekler gibi gömülürken kıtaya
Yalnızlığı uyandırmış onu.

Ve bu eskitilmiş öyküyü fısıldarken en yakın dostuna
Birde söz verilirmiş
artık kimse bilmesin-miş
bu satırdan da düştüğümüzü.


Tesk ederim..Bu şarkıda sana...

Tatar Ramize  28 Haziran 2008 01:26  

derin esprilerin kadınısın . bu yüzden sen diyorum zaten:)
ya sopranos devam ediyor. moltisanti ilk cinayetini işlemiş bunalımda. arkadasları akıl veriyor: ilk cinayette olur, birkaç tane daha işlersen geçer.

engelskirchen  28 Haziran 2008 01:31  

Kutsamak mümkün müdür yalnızlığı..Özür dilerim ama çaresizlikleri altın kupalarda sunmaya gerek yoktur.. Nasıl yanii, aynı dili konuştuğunuz ve hatta aynı susuşta kaybolduğunuz biri çıkabilecek ve siz de teşekkür ederim bu yalnızlık çok güzel öbürünü hiç düşünmüyorum diyeceksiniz öyle mi??

stargazer1974  28 Haziran 2008 01:45  

fevkalade şaşırttın beni:)
star arkadaşıma katılıyorum.

engelskirchen  28 Haziran 2008 01:52  

engelskirchen neden şaşırıyorsun ki blog yazısındaki ironini ciddiye alıp çemkirmemi hatırlıyorum gene aynı konu üzerinde...:)) Çok pis hafızam vardır, unutmam:)

stargazer1974  28 Haziran 2008 01:55  

:))
ben gene sopranos'a döndüm:)

engelskirchen  28 Haziran 2008 02:00  

stargazer
kutsallık her zaman altın kupalarda sunulmaz.
senin kutsallık anlayışın sahip olmadıklarınla örtüşüyorsa bu soruyu kendine sormalısın.
ama bazılarımızda hala kutsallık sahip olduklarımızda.

Tatar Ramize  28 Haziran 2008 02:03  

ramize,
bu yorumu ben yapacaktım.
sen benden çok yaşayacaksın...

elestirel  28 Haziran 2008 02:07  

yalnızlık bir zorunluluk ve dışlanma olarak kabul edildiği sürece sevilmez zaten.. yalnızlık zavallılık değildir bence, çoğu zaman bir seçiştir..

houseofholy  28 Haziran 2008 02:28  

bu arada ramize şarkı için ben de teşekkür ederim..

houseofholy  28 Haziran 2008 02:29  

insan kaybolmaya hazır oldukça, iğne deliğini de karadelik zanneder bence....

vudu  28 Haziran 2008 02:35  

bu kadar dolu, bu kadar varmış tavırlarımız neden.. evet kaybolmaya hazırızdır bazen, hiçbir varlığa ihtiyaç duymadan kaybolabiliriz.. yokoluş değildir sonuçta olan.. karanlıklar aydınlığı doğurursa kayboluşlar da varoluşları getirir beraberinde, anlamlı kılar..

houseofholy  28 Haziran 2008 02:39  

herşeyden önce insanın bir tavrı olmalı hayata karşı...yazmış olduğum bir cümlenin özü ise şu...çevreme baktığımda insanların bunalımda, mutsuz ve intiharın bile eşiğinde olduklarını görüyorum ve bu durum beni inanılmaz endişelendiriyor.bu insanların kendi ürettikleri korkuların kölesi olduklarına inanıyorum..ve imkanların doğrultusunda huzurlu olmak yerine umutsuzluk cenderesinde buhrandan buhrana savrulmayı anlamıyorum...sanırım hiç anlayamayacağım...

vudu  28 Haziran 2008 02:56  

Hay allah yanlış bir anlaşma bu..Ben sahip olduğum şeyin göründüğü üzere kutsanmasından rahatsızım.. Ve özel anlamlar yüklememeli diye düşünüyorum..Sadece basit bir gerçek bu..Ya da sonuç..Ha nedenlerine inersek uzun..Anlam katmak dualitenin basit bir varoluş biçimidir aslında.. Karşıtı küçültmek olur ki bu da aradığım sonuç değil.. Sadece basit bir gerçek..

stargazer1974  28 Haziran 2008 03:17  

vudu, sana hak veriyorum..tespitlerinde doğrusun.. benim söylediğim ise yalnızlığın düşünüldüğü kadar kötü olmadığı ve aslında insanı üretmeye iten bir güç olduğu.. elbette her daim yalnızlık değildir istenen. ya da yalnızlık tek başına kalmakla sınırlanmamalı..

houseofholy  28 Haziran 2008 03:19  

holy seni her ne kadar tanımasamda kadınlığını ne kadar ince ve zarif taşıdığını yazılarında görüyorum..amacım gelip sayfanda ukalalık etmek değil, yazdığın bu satırlarda debreşen duygularımı bir cümleyle belirtmekti....hay allah yaa:))biz kadınlar herşeye bu kadar duygusal yaklaşıyoruz işte..cinsimi seveyim...

vudu  28 Haziran 2008 03:27  

vudu, sözlerini ukalalık olarak düşünmedim hiç..yazının en başında şöyle demiştim:
Birliktelik benzerlik yaratır, yalnızlık ise özgünlük.
bunu özgürlük olarak anlayanlar oldu.. özgünlük çok daha ayrı birşey elbette.. yalnızlığı kutsamak bu sebeptendi..
sağolasın güzel sözlerin için..

houseofholy  28 Haziran 2008 03:37  

seçsen de seçmesen de yalnızlık ömür boyu değil mi ki zaten holycim:) sevelim çirkin bir çocuğu sever gibi yalnızlığı, beklenmedik biçimde ve derinden. ve bu sevginin aslında normal olduğunu içimizden fısıldayarak...

lostmentality  28 Haziran 2008 14:26  

Bana, giriş kısmı biraz benzetilmek istense
son derece Kafka eseri geldi ki zordur
Kafkaesk -yazım-

Yalnızlığa gelince, tüm zenginliğimiz yalnızlığımızdır,
bir insanın insanlara bakıp "istemesi" nden ziyade,
ö n c e o insanlarda ki niteliklere göz dikmesidir
bunu -öğretendir. Bu yüzden, tercih edilendir çoğu zaman.

Ve bugün yalnızlığa dair başka bir toplumsal parametre de şudur: Kişisel ekonomiler; İş, çalışma, okul, politika ve para dışında, sistemin dışında gönüllü ya da tersi kalan her kişi -yalnızdır.

Ve sistemin içine batmış aynı asbestli çamurda mutsuzluktan veya yalnızlıktan yakınan kişiler ise,
son derece zavallıdır! Acınamayacak, aksine gülünecek derecede kayıptırlar...

Ve, yalnızlık değil tek başınalıktır "korkunç" olan; işte bunu bilmezler, ayrım gözetmezler, bir yalnızlıkmış ki o almış başını gidiyor -çüş-deh-çüş-deh!? Yalnızlığa veryansın ediliyor, edilen muamele hep aynı...

Yıllardan 98: Birini sevmek için, önce onda bir yalnızlık olmalı, önce orada bir tek-başına olmalı, bir yalıtılmış, resmen bir ayrık otu gibi durmalı: Birini sevmek için, önce onun yalnızlığını sevmeli... R o j d a (anmaya değer)

TotalEclipse  02 Temmuz 2008 00:46  

adın yeter okumadan puanı basıyorum

shrodingerin kedisi  02 Temmuz 2008 12:08  

beynine sağlık

TeNeBRa  03 Temmuz 2008 13:08  

sağolasın canım..

houseofholy  03 Temmuz 2008 15:23  

kadınsı yalnızlık, kutsalığın kadınsılığı... kadın dili... kadın eli... slyvia plath'ın sırça fanusu indi kapladığım alana yazını okurken.. ellerine sağlık...

doxa  04 Temmuz 2008 00:40  
bu yazıya puanı basanlar: