YAZMIŞ BULUNDUM26 yorum var - 23 Haziran 2008 22:56Yazmak için hep bir bahane aradım. Bir şarkı duyup ya da bir kitabın öyküsüne kapılıp, kim bilir belki de bir filmin büyüsünde veyahut da şahit olduğum bir olayın sıradan görünen ilginçliğinde yazma isteği buldum….. Şimdi oturmuş bir ağaç dibinde neyi kime anlatıyorum tasası taşımadan konuşuyorum kendi kendimle…. Ağaca tünemiş güvercinin yanı başıma pislemesini umursamadan…En rahat anlarımı bir güvercinin pisliği yüzünden heba edemeyecek kadar çok seviyorum yazmayı… bir şeyi anlatmayı başardığını düşündüğünde bile aslında anlatamadığını da düşüneceğin için bir kendiliğindenliğe bırak elini ki bazen bir şeyi anlatmayı beceremeyişinin kendisinde bir anlatı vardır. engelskirchen 24 Haziran 2008 01:19bütün masallar kurban olsun size, houseofholy 24 Haziran 2008 01:27yazmak için hiç bahane aramadım... aksine, yaşadıklarım ve hissettiklerim beni yazmaya zorladı.... depresifik 24 Haziran 2008 01:35Öncelikle hemen belirteyim ki "yazma kabızlığına" çare olarak -yukarıdaki arkadaş gibi- "lifli gıdalar" önermeyeceğim. ;) Bana göre, yazmak için öncelikle "neden yazmak istediğine" karar vermelisin. Misal; sıkıntılarını kağıda döküp onlardan biraz olsun uzaklaşabilmek için mi, yoksa herkese hitap edecek, beğenisini kazanacak yani "sırf okunmak için yazılmış" bir şeyler karalamak için mi? Demek istediğim; sendeki "yazmak" isteğinin hangi sebepten kaynaklandığını bulmalısın önce. Bulduğunda inan ki güvercin dışkısı bile sana ilham verecektir... ian 24 Haziran 2008 02:45bence sen herşeyi yeteri kadar güzel ifade eden bir kaleme sahipsin.... ilkim90 24 Haziran 2008 03:19ayrıca ian güvercin dışkısı olayına kesinlikle katılıyorum...yazmak öyle bir bağımlılık ki bazen renkleri bazende renksizlikleri yazacak kadar..bazen kalemimiz boyun eğer hayata bazende hayat boyun eğmek zorundadır kalemimize...daha yazacak ne çok şeyim var kendi adıma... ilkim90 24 Haziran 2008 03:25ne duruyoruz ne de duruluyoruz ramize.. houseofholy 24 Haziran 2008 12:37sarı gazoz ve kremalı bisküvi kanlordu 24 Haziran 2008 13:03nasıl da kalmışız büyülü anlarda.. houseofholy 24 Haziran 2008 13:11İçinde bişey yazacağım eksik kalacak en iyi cevabım şu olsa gerek ... Hayran olduğum şairimden gelsin ... bir çocuğun düşüyüm ben ılık bir ses taşırım yorulmadan kardeşler ben çalayım siz görün ben mızıka çalmazsam bir çocuğun düşüyüm ben Ercestbeau 25 Haziran 2008 13:24sağolasın ercestbeau, senin sevdiğin şairi elbette ben de severim :) houseofholy 26 Haziran 2008 01:16aklıma nedense bir kitap geldi... bel ağrısı, bel fıtığı, sırt ve omuz ağrısı = hayatın yükünü kaldırmak istememe, ekonomik zorluklardan yılma ve bunların çözümünü başkalarından bekleme diş ağrısı= birisine gizliden gizliye kin tutma, affedememe baş ağrısı = bulunmak istemediğiniz bir ortamda ya da durumda bulunmak kabızlık = tutucu olma, disiplin, prensip vsden ödün vermeme aşırı kilo alma= kendini korumaya alma, korunma ihtiyacı .... bilemiyorum doğru mudur... kendi kendimizi hasta edecek kadar hasta olablir miyiz? :D:D:D TeNeBRa 07 Temmuz 2008 22:10bu mümkün tenebra, houseofholy 08 Temmuz 2008 02:19bu yazıya puanı basanlar:
|